YÖREDE UNUTULANLAR
ATA SÖZLERİMİZ
Afkurmasını bilmeyen köpek, koyuna
kurt getürür..
Ayranum budur, yarısı sudur yersen
de budur, yemesen de budur..
Ben derum torunum yok, o derki
dayimsun dayim..
Bişe desem söz olur, demesem maraz
olur..
Çocukla gitma yola olur başuna
bela..
İlan eğrulur, buğrulur deliğune
girince doğrulur..
Korkma kişin kişundan, kork
aprilun beşinden..
Kedinun kuyruğuna basmayinca sana
hirlamaz..
Köpeği andun, ketilayı hazırla..
Madem gideyi miras, bende yiyeyim
biraz..
Ne kosan çanağuna o gelur kaşığuna..
O kızım saha derum o gelinum sen
işit ..
Öküz eldi ortaklık bozuldu..
Tatlı dil ilanı deluğinden çıkarur..
BATIL
İNANIŞLARIMIZ
1- Eşyası kaybolan kişi, şüphelendiği kişilerde olmak üzere bir çok kişiden
fasulye toplar. Fasulyelerin üzerine okunur, nemli bir yerde
bekletilir.Fasulyeler nemden kabarıp kabuğu çatlamaya başlayınca eşyayı çalan
hırsızın da karnının şişip, çatlayacağına inanılır.
2- Kurbağalar bağırınca yağmur yağar.. İnsan teninin hissedemediği ince yağmur
damlacıklarını kurbağalar hisseder.
3- Çocukların çekilen dişi, evin çatısına atıldıktan sonra kargalar bu dişi
alır, yenisinin çıkacağına inanılır.
4- Yemek kepçesini çok yalayan kişinin düğünün de kar veya yağmur yağar.
5- Çakallar uluduğunda, hava açıksa yağmur yağar, kapalıysa güneş açar.
6- Sağ eliniz kaşınırsa ummadık yerden para gelir, sol kaşınırsa ummadık yere
para gider.
7- Geceleyin tırnak kesilmez..
YAYLACILIK
Yörede arazinin konumu hayvanlar için yeterli beslenmeye elverişli değildir. Hem
hayvanların daha iyi beslenmesi hem de yağ, peynir ve çökelek elde etmek
amacıyla yaylaya çıkılır. Ancak, bugün 20-30 yıl öncesine kadar bütün canlılığı
ile devam eden o yayla yaşamı kaybolmaya yüz tutmaktadır.O günlerin anısını 3-5
aile yaşatmaya çalışmaktadır..
Yayla Hazırlıkları
Yayla çıkış zamanı hava şartlarına bağlı olarak değişir. Genel de Mayıs ayı sonu
ile Haziran başıdır. Tarih muhtar ve köy heyetleri tarafından birlikte
belirlenir.Bu tarih, yağan kar miktarına ve karın tahmini kalkış zamanına göre
tespit edilir. Belirlenen tarihten önce kimse yaylaya çıkmazdı.
Mezre :Mezrelerın rakımları yaylalara göre daha düşük olduğundan kar erken
kalkar. Nisan ayı sonunda, Mayıs ayları başında bu mezrelere gidilir ve orada
15-20 gün yaylaya çıkış tarihine kadar kalınır. Mısır öğütülmesi, at ve katır
varsa semer ve eyerlerin gözden geçirilmesi, yiyecek, giyecek, hayvanların
bağlanacağı ip ve kazıklar gibi hazırlıklar yapılır, köyden gelenlerle birlikte
yaylaya çıkılırdı..Sığırların alınlarına ya da boyunlarına nazar boncuğu veya
muska takılırdı. At veya katırı olmayanlar yüklerini sırtlarında taşırlar,
Taşımayanlar kiracı tutarlardı. Yük taşınması gayet eğlenceli olurdu. Köyün
gençleri genellikle hep birlikte yüklerini alır sabah erkenden yayla yoluna
koyulurlardı. Belli yerlerde mola verilir, açlıklarını giderir,horon
oynarlardı.Yol boyunca kızlar ve erkekler karşılıklı atma türkü atarlardı.
Yayla Hayatı
Yayla hayatı Haziran ayının başından Eylül ayının ilk haftasına kadar sürüp
giden üç aylık bir dönemi kapsar. Havalara göre bu süre azalıp, kısalabilir.
Yaylada günlük hayat çok erken başlar. Sabah erkenden kalkılıp, sığırlar
sağılırdı. Sütün kaymağı alınıp kaymak kabında, kaymağı alınmış süt ise peynir
kazanında biriktirilir. Güneş doğarken hayvanlar çözülür ve yayıma bırakılır.
Hayvanlar yayıma (otlak alanı) götürüldükten sonra ahırın gübresi
temizlenir.Yaylacının günlük işlerinin başında, sağılan sütü değerlendirmek
gelir. Peynir kazanında toplanan kaymağı alınmış süt, belli bir kıvama
geldiğinde peynir(başlı peynir) yapılır. Peynir suyu kaynatılarak tülbentten
yapılmış minci torbalarına dökülerek süzdürülür. Bu şekilde elde edilen peynir
ve minci tuzlandıktan sonra kapların konulur. Sığırlar ikindiden sonra yayımdan
toplanarak eve getirilir ve bağlanırdı. Sisli havalarda sığırların yerini tespit
etmede bir kolaylık sağlamak için boyunlarına orta büyüklükte çıngırak(tanga)
takılır. Çıngırak takma adeti aynı zamanda kurt gibi yabani hayvanları da
ürkütmeye yöneliktir.Otlar azalmaya başlayınca, otlak alanların bir bölümü
geçici bir süre hayvanların girmesine yasaklanırdı. Yaylacıların ortak kararı
ile alınan ve 20-30 gün süren bu yasaklama adetine "Koru" denilirdi. Korunun
sona erdiği, bir gün önceden her eve duyurulur, ertesi sabah bütün yaylacılar
hayvanlarını, koru süresince biraz daha yeşeren bu otlağa götürülürdü. Buna da
"Koru Bozmak" denirdi. Korunun bozulması yaylacılara endişe ile karışık bir
heyecan verirdi.Çünkü sığırların tek bir alanda toplanması, hayvanların
birbiriyle kapışması sebebiyle tehlike oluşturmaktaydı.Havalar soğuması ile
bütün sene boyunca yapılan hayvansal ürünlerin alt yaylalara ulaştırılma telaşı
başlardı, sabah erkenden herkes yollara düşerdi.İlk karın yağmasıyla da gelecek
yıl için evlerin örtüleri (harduma) toplanır,çürümesin diye örtülerek üst yayla
terk edilirdi.Kar yağışı dağlardan aşağıya indikçe diğer yaylalardan da göç
edilerek köye kadar gelinirdi..
DUALAR&BEDDUALAR
DUA:
BEDDUA:
Allah zihin açıkluği versun.
Adın kesilsun..
Allah bedeni sihetuni versun.
Başun kesile..
Allah ağrilaruni kafdağinun arkasina aşursun.
Hayirini gormeyesun..
Anan kesilsun sağa
. Murt gidesun.
Nur aksun mezerluğuna..
O ander kaybana kalasun.
Bu sayfa ile ilgili ilave etmek istediklerinizi lütfen bize yazın.. abulinet@msn.com