Öz kültürü olmayan milletler ‘Büyük Millet’ olamaz.Hatta kültürü
zayıf toplumlar ‘millet’ seviyesine bile ulaşamaz.Sağlam bir
mazisi olmayan toplumların da öz kültürü olamaz.Kültür bir
birikimdir.Milletin tarihinin derinliklerinden süzülerek
gelir.Yeryüzünün binlerce farklı noktasında, binlerce farklı
kavim yaşıyor.Kimi topluluklar yaşamak için kendilerine düz
ovaları seçerken, bazı topluluklar yüksek dağların güvenli
vadilerini kendilerine mekan tutuyor. Tarihinin büyük bölümünü
yoğun göçlerle geçirmiş olan Türk Milleti, orta Asya’dan
Avrupa’ya kadar yayılmıştır.Çeşitli akımlarım ve zorlamaların
etkisine rağmen tarihin o döneminden günümüze kadar çeşitli
kavimler etnik kimlikleri ile yaşamlarını sürdürmektedirler..
Orta Asya’dan Batıya doğru göçlerin tarihi çok eskidir.M.Ö.
2000’lerde atlı göçebe hayat süren at eti yiyen, kısrak sütü
içen Önasya’da ilk Türk uruğlarından olan Kimmerler göç ederek
Kafkas sıradağları ile Karadeniz'in kuzeyine
yerleştiler.Soydaşları Kimmerler gibi yaşayan ve sonraki Oğuzlar
(Türkmenler)’in ataları olan Sakalar, M.Ö. 720 yıllarında Hazar
Denizi kuzeyinden gelerek Kimmerlerin ülkesini işgale
başladılar.Türklerin ulu ataları sayılan Kimmerlerin Azak Denizi
ile Kafkaslar arasındaki kolu, Sakaların baskısıyla M.Ö. 714
yılında yurtlarını bırakarak Kafkas geçitlerini aştılar.Bu arada
hakimiyetlerini Doğu Avrupa’ya kadar yayan Sakalar, M.Ö. 680
yılında itaat etmeyen son Kimmerleri de kovalayarak Kafkas
geçitlerini aştılar ve Azerbaycan,Gürcistan ve eski Urartu
ülkelerine yayıldılar.Çoruh çevresine yerleşen ve sakaların
kalaç adlı uruğunun bir kolu olan kalarç sancağı, Rize-Batum
arasında yerleştiğinin belirtisi olarak bugün hala Karadeniz'e
doğru esen sert, kuru ve kayıkları deviren yele kalaç-yeli
denmesi 2700 yıllık bir Türklük belirtisi olarak kabul edilir..
Türklerin
‘Sarı saçlı, gök gözlü’ sarışın ve kumral kıpçaklılar kolundan gelen
Lazların ataları Alazan=Alazlar, Lazlar ve Çanarlar şeklinde anılmışlardır.İslam
ve Ermeni kaynakları ekincilikle uğraşan bu savaşçı ahaliyi Sanarlar veya Çanarlar
olarak kaydederler.2000 yıllık bir geçmişi olan ve bu bölgede Lazlarla birlikte
yaşamlarını sürdüren Hemşinlileri birbirinden ayıran özelliği; atalarından
sürüp gelen kullandıkları dilleri ve Lazların sahili Hemşinlilerin de iç
kısımları tercih etmeleridir.
M.Ö.
250 yılarında Horasan’dan pehlivan yapılı boy beyleri ile
İran’ın Hamadan
bölgesine küçük Arşaklı hükümdarı ARDAŞES tarafından yerleştirilen ve
AMAD-UNİLER (Hamad-hanedanı) adıyla anılan Horasanlı Türkmen kabile, sonradan ateşe
tapan şaşanlı İran baskısından kaçarak M.S. 623 yılarında gelip Hemşen/Hemşin
bölgesine yerleşerek adlarını bu bölgeye vermişlerdir.Anadilleri Türkmen-Oğuz
ağzını unutmadıklarından Rize’nin doğu kesimine göçerken de yine adlarını
Türkçe olarak kullanmışlardır.Osmanlı fethine kadar bu bölge; Karakoyunlu,
Akkoyunlu ve Ordu’daki bayramlı Türkmenlerin akın edip, haraç aldıkları bir yer
olmuştur.Fatih Sultan Mehmet’in fethi ile bu bölge 1461 yılında Çoruh-ağzına
kadar yeni kurulan Trabzon sancağına bağlanmıştı.1484 yılında, yani Fatih’ten 25
yıl sonra tutulan ilk tapu tahrir defterinde şimdiki Rize bölgesi; Rize, Atina
(Hemşin, Pazar) ve Lazluk (Ardeşen, Fındıklı (Viçe), Arhavi, Hopa) adlı üç kaza
halinde Trabzon’a bağlı olduğu belirtiliyor.
Buraya kadar anlatılan
konular Milli tarih kaynaklarında geçen ve bu bölgenin yerleşim yapısını dile
getiren alıntılardan oluşmuştur.Bir de bu bölge hakkında gerek yabancı gerekse
yerli yazarların kaleme aldığı yazıları vardır, onlardan bahsetmek
istiyorum..Alıntılar yapmak istediğimiz Erhan ERSOY imzalı ve ‘Birikim’ adlı
derginin (1971-72 yıllarında) özel sayısında ‘Etnik Kimlik ve Azınlıklar’ ara
başlığı altında yayınlanan yazı da; Ersoy, hemşin halkının bir etnik grup
kimliğinin bulunduğunu belirtiyor ve araştırmacı Beninghaus’tan alıntılar
yapıyor:’Şensin’ sözcüğünün Ermeni’ce de, inşa etmek ve köy olmak üzere
iki anlamı var Hem/Ham sözcüğününse doğrudan tarihi bir şahsiyete gönderme
olduğunu belirtiyor.Bu şahsiyetinde Hemşin halkının bu coğrafi yöreye yerleşmesine
önderlik etmiş olan Amaduni soyundan Ermeni prensi Hamamdan başkasının
olmadığını, Adamlarını 620 yılı çıvarında Koçkar Dağları altındaki
Dampur/Tampur denilen bölgeye götürüp yerleştirdiğini belirtiyor.
Beninghaus’un naklettiği bu bilgilerin kaynağının Mamikonyan,Dashian ve
Krıkoryan gibi Ermeni tarihçiler’ ait oluşu, Hemşin halkının Ermeni bir kökenden
geldiğini ısrarla söylemektedir.Amatunilerin Dampur’e prensleri Hamam liderliğinde
12 bin kişilik nüfusla 7. veya 8.yüzyılda gelmiş Ermeniler olduğunun şüphe
götürmediğini belirten Beninghaus, halkın uzun süreler Hıristiyan olarak
yaşadığını, İslamlaşmanın oldukça geç dönemlerde ve uzun sürdüğüne dair
belgeler bulunduğunu belirtmektedir. İslam Ansiklopedisinde ‘Lazlar’
maddesinde Doğu Karadeniz Bölgesi tarih araştırmacısı Bryer ve Yurt Ansiklopedisi
‘Rize’ maddesinde Hemşen yöresinde eskiden Hıristiyan Ermenilerin yaşadığına
ilişkin belgeler göze çarptığı bildiriliyor.Yüksek yaylalarda düzenlenen
‘vartavor ve Hodoş’ şenlikleri, Hemşin halkının yaz mevsimlerindeki
‘Transhumans’ aktiviteleri eski pontus kültürlerinin sürekliliğine uygun zemin
hazırlamaktadır.Bu şenliklerin amacı, sürekli yerleşim alanları ve kentlerde
dağınık olarak bulunan birey ve grupları bir araya getirerek Hemşinli kimliği
etrafında toplamak gibi önemli bir işlevi yerine getirmesidir.Araştırmacı yazar
Bryer, 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu döneminde Pontus’daki Transhumant
halkların kışın vadilerde(alt zonda) Müslümanken yazın yaylalarda(üst zonda)
‘gizli Hıristiyan’ halinde kendi dini inançlarına bağlı yaşamayı bir süre daha
sürdürdüklerini söylemektedir.Bryer, Hemşinli Ermenilerin 15.yüzyılda
Müslümanlığı kabul etmiş olmalarına karşılık 19.yüzyıl sonlarına kadar vaftiz
olmayı sürdürdüklerini buna örnek göstermektedir.
Günümüz
Anadolu halklarını bir bütün olarak inceleyen ve köken birliğini savunan Milliyetçi
Türk tarih tezinin temsilcilerinden biri olan Fahrettin KİRZİOĞLU, Lazlar gibi
Hemşinlilerin de Türk kökenli halklardan biri olduğunu kanıtlamaya
çalışmıştır.Kirzioğluna göre Hemşinlilerin ataları, Arşaklılarla birlikte 2200
yıl önce Amadan(Hemedan) bölgesine yerleşen ve aslen Türk olan Amaduni(Amad-Uni)lerin
bir koludur.Amad-uniler diye anılan kabile 301 yılında Türkmen dedesi Horasanlı prens
soyundan Arşaklı Aziz Grigor’un eliyle çağın ‘hak dini’ sayılan Hz. İsa
dinine girmişlerdi.626 yılındaki savaşta Gürcü beyi Vaştyan’nın tahrip ettiği
Dampur şehrini Amad-unilerin Uruğ beğı Hamam yeniden imar ederek kendi adını vermiş
ve Hamameşen demiştir.
Tarih yazmama
alışkanlığı olan Türkler gibi yaklaşık 1400 yıllık bir zaman diliminde bu
yörede yaşadıkları halde Hemşinliler de tarihleri ile ilgili herhangi bir eser
bırakmamışlardır. Tarihin derinliklerinden gelen ama yaşamları hakkında sonraki
kuşaklara bilgi bırakamayan ‘’Tarihini yazmayan’’ bir millet olarak bugün
önemli olan yöre insanının kendini nasıl gördüğü, hissettiği ve
hayatın nasıl devam ettiğidir....